Hürses1

Alevi katliamına onay veren isim müfredata girdi

29 Ocak 2018 Pazartesi 23:55
alevi-katliamina-onay-veren-isim-mufredata-girdi

Odatv yazarının yazısından alıntı : Toplumu din, mezhep temelinde ayrıştıran, Atatürk’ü yok sayan, laikliği din için tehdit gören, laikleri hedef haline getiren bir müfredat milleti böler.


Temmuz 2017’de yayınlanan Anadolu İmam Hatip Meslek Lisesi öğretim programları, 2017 Ocak ayında hazırlanan taslağa göre devrim, ulusal devlet, laiklik karşıtı ifadelerin müfredatta daha fazla ve açık şekilde yer almıştı. MEB, programı yeniden düzenleyerek 20 Ocak’ta yayınladı. Daha önceki yazılarımızda değindiğimiz için bu yazımızda özellikle programın yeni halinin önceki halinden farklılıklarını ele alacağız.

Çalışmamız kapsamında bu lisede öğretilen Fıkıh, Tefsir, Dinler Tarihi, Hadis, Akaid, Kelam, Hitabet ve Mesleki Uygulama, Temel Dini Bilgiler, Siyer derslerinin öğretim programlarını inceledik.

İLİM Mİ BİLİM Mİ?


Bazı yerlerde felsefe, sosyoloji, psikoloji, astronomi, fizik, biyoloji ve coğrafya gibi bilimler “ilim” olarak gösterilmiştir. [1] Bazı yerlerde de bilim olarak kavramsallaştırılmıştır. Bu dallar bilimdir ama MEB acaba bilimi, ilim olarak mı kabullendirme amacındadır?

ATATÜRK YOK SAYILDI

134 sayfalık öğretim programında Atatürk kelimesi bir kere bile geçmiyor. Tevhidi tedrisat yasasının önemine, bu yasayla Din İşleri Reisliği’nin kurulduğuna, Atatürk’ün ve Atatürk dönemi kadrolarının din ile ilgili uygulamalarına, Atatürk’ün din ve vicdan hürriyeti, laiklik ve din arasındaki ilişkiye dair sözlerine yer verilmemiştir. Özeti Atatürk yok sayılmıştır.

Temmuz ayındaki programda Kuran’ın Türkçe’ye çevrilmesini isteyen Atatürk’ten bahsedilmemesi anlayışı yeni programda da sürmektedir. Tefsir dersinde Türkçe tefsir çalışmaları hususunda Elmalılı M. Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi Bilmen ve Celal Yıldırım gibi müfessirler ve eserlerinden örnekler verileceği belirtiliyor [2] ama Atatürk anılmıyor. Oysaki TBMM’de İslami kültürün temel kaynaklarının Türkçe’ye kazandırılmasına karar verilmiştir. Kuran ve Hadis-i Şerife, Türkçe Tercüme ve Tefsir Heyeti uzmanı için Diyanet İşleri Başkanlığı’na pay ayrılmıştı. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a TBMM kararıyla tefsir ve 12 ciltlik Buhari tercüme ve şerhi yaptırılmıştır.

Atatürk dine karşı yaklaşımını şöyle anlatır:

“Kuran’ı Kerim’in Türkçe’ye çevrilmesini buyurdum. Bu da ilk kez olarak Türkçe’ye çevriliyor. Muhammed’in hayatına ait bir kitabın çevrilmesi için de emir verdim. Halk yinelenmekte olan bir şeyin var olduğunu ve din ileri gelenlerinin derdi ancak kendi karınlarını doyurup, başka bir işlerinin olmadığını bilsinler.” [3]

ALEVİ KATLİAMINA ONAY VEREN EBU’S-SUUD ANLATILACAK

Dahası Alevi katliamına onay veren şeyhülislam Ebu’s-Suud’unD dersinde Arapça tefsirine de değinilecekmiş. Bu Alevi yurttaşlarımızı üzer ve kızdırır. Çıkarılmalıdır.

İlgili cümle şöyle:

“Türkçe tefsir çalışmaları. Ayrıca yazan Türk müfessirler ve eserlerine (İmam Maturidi, Zemahşeri, Efendi ve İsmail Hakkı Bursevi) de kısaca değinilecektir.” [4]

LAİKLİK MESELE GÖRÜLÜYOR


Atatürk’ün ilkelerinden olduğu için laiklik yerine sekülerizm demeyi tercih ediyorlar. Laiklik kelimesi programlarda geçmiyor. Aslında laikliği daha dayatmacı görmekle beraber öğretim programını hazırlayanlar açısından sekülerizm de “mesele”. Kelam dersi öğretim programında “Kelam İlmi ve Güncel Meseleler” ünitesinde laikliğin yerine kullanmak istedikleri sekülerizm, Deizm, Politeizm, Agnostisizm, Pozitivizm, Ateizm, Nihilizm, Sekülerizm, Satanizm, Tenasüh ve Reenkarnasyon, Kötülük Problemi, Sahte Peygamberlik ile birlikte sayılarak “mesele” olarak kalmaya devam etti. [5]

Kelam öğretim programına dayalı olarak hazırlanan “Kelam” ders kitabında laiklik kamu otoritesinin (devletin) dayatması olarak değerlendiriliyor:

“Sekülerizm, modernleşme süreçleri içinde gerçekleşen bir tür kendiliğinden gelişmeye gönderme yapmaktadır. Laiklik ise toplumu sekülerleştirmeyi amaçlayan bir kamu otoritesinin, belli bir laik toplum telâkkisi veya tasarımını hayata geçirmek amacıyla, insanlara ve insan topluluklarına dayatmada bulunmasıdır.” [6]

Yine bu ders kitabında laiklik, Batı’nın fikir ve inanç problemi, İslam için “tehdit ve tehlike” sayılmaktadır.

ALEVİLİĞİN ADI YOK

Din derslerinin hiçbirinde Alevilikten bahsedilmemiştir. İnanç bağlamında Alevilik “yok” hükmündedir. Alevilik mezhepler arasında da sayılmamıştır. Bunun vicdan özgürlüğüyle hiçbir bağı yoktur. Oruç çeşitleri olarak farz, vacip ve nafile oruçlara yer verilmiş; ancak Alevilerin tutuğu Muharrem orucuna değinilmemiştir.

Ortaokul 5. sınıf ve lise 9. sınıfta öğretilmek üzere Din Kültür ve Ahlak Bilgisi öğretim programında Alevilerin Muharrem Orucu ve Aşure anlatıldığı halde Anadolu İmam Hatip Meslek Lisesi öğretim programlarında yer verilmedi. Anlaşılıyor ki imam hatip lisesi müfredatı daha mezhepçi temelde düzenlenmiştir.

Caferilik mezhep kabul edilmiştir. Ülkemizde neredeyse hiç görülmeyen Hinduzm, Yahudilik, Mecusilik, Budizm, Sihizm, Konfüçyanizm, Taoizm, Zeydilik inançlarına yer verilmiştir ama Aleviliğe yer yoktur.

VATAN İÇİN DEĞİL DİN İÇİN SAVAŞ: CİHAT

Temmuz ayında müfredata giren cihat yeni öğretim programlarında da var. Fıkıh dersinin “İbadât” ünitesinde “Cihat” bu ünitede şu konu başlıklarıyla anlatılacak:

“Cihat

1. Cihatla İlgili Temel Kavram ve Hükümler

2. Mekki ve Medeni Ayetlerde Cihat” [7]

Savaş, vatan savunmasıyla sınırlı olarak ele alınmıyor, İslam’ın yayılması için verilen savaş da cihat kapsamına alınıyor. Bu savaş bazı hoşgörülü din yorumcularının anladığı gibi güzel ahlakı öğütlemek, nefsi terbiye etmeye yönelik cihat anlayışıyla sınırlandırılmamıştır. Artık vatan savunması temelindeki haklı savaş ile yayılmacı nitelikteki haksız savaş arasında ayrım yapılmıyor ve İslam dinini yayacak her savaş, haklı-haksız olduğuna bakılmaksızın cihat uğrunda savaş olarak kabul edilecektir.

CİZYE, HARAÇ, FEY, GANİMET, ESİR KAVRAMLARI KALDIRILDI, ÖŞÜR EKLENDİ


Fıkıh dersinin “İbadât” ünitesinde cihatla ilgili temel kavram ve hükümlerin açıklanacağı kazanımdan önceki programda yer alan cizye, haraç, fey, ganimet, esir kavramları kaldırıldı ama öşür kavramı eklendi. Öşür kavramı ister istemez gayrimüslimlere uygulanan vergi olan haraç ve cizye de anlatılacağından hem farklı dinlerden olan vatandaşlar arasında soğukluğa neden olacak hem de verginin eşitliği ilkesine aykırı olacaktır.

Görüldüğü gibi modern hukuktan değil “İslam’da savaş hukuku”ndan bahsedilmektedir. Cihat nefse karşı mücadele ve vatan savunmasının dinsel pekiştiricisi olmanın dışına çıkarılmamalıdır. Cihat kavramının gaza, fetih, cizye, haraç, fey, ganimet, esir, öşür gibi kavramlarla anlatılması yanlıştır.

KISAS, DİYET, TAZİR CEZALARI

Fıkıh dersi “Muamelat ve Ukubat” ünitesinde “İslam Ceza Hukuku: Ukûbât” konusunda “suç, ceza, had, tazir, kısas, diyet, kazif kavramları verilecek; had ve tazir cezaları ile ilgili ayrıntılara girilmeyecek; İslam ceza hukukundaki yaptırımlar, illet ve hikmet boyutuyla ele alınacak; adalet, beraet-i zimmet, suçun şahsiliği, suç ceza dengesi gibi temel ilkelere değinilecek” imiş. [8]

Fıkıh ders kitabında bu hususlar ayrıntılı olarak anlatılıyor.

HELAL TİCARET, HELAL BESLENME

Sadece islami ceza hukuku alanında kalınmıyor, Medeni hukukun değiştirilmesi talebinin hatta islami ekonominin de ipuçları veriliyor. Fıkıh dersi “Muamelat ve Ukubat” ünitesinde nikah, boşanma, evlenme, miras, Mülkiyet Hukuku, akitler, karz, faiz, borsa, sigorta, enflasyon, hileli satışlar, karaborsacılık, yapay olarak fiyatlarla oynama vb konularda İslamın gözettiği esaslar müfredata eklendi. Gösterelim:

“1. Kazanımda nişan, nikâh ve nikâhla ilgili şartlar, veli, velayet, küfüv, mehir, talak (sarih ve kinayeli lafızlarla talak), nafaka, muharremat, süt akrabalığı, süt bankası ile ilgili hükümlere kısaca değinilecektir.

3. kazanımda İslam mülkiyet ilişkisi illet ve hikmet boyutuyla ele alınacak; mülkün sahibinin Allah olduğuna ve kulun mülkü emaneten temellük ettiğine değinilecektir.

4. kazanımda konular fıkhi hüküm ve delilleriyle birlikte ele alınacak; 'Faiz' konusunda 'bankacılık sistemine'; 'Helal Kazanç' konusunda helal ticaret, helal beslenme, genetiği ve öz nitelikleri ile oynanmış bazı gıdaların zararlarına değinilecek; ayrıca şüpheli şeylerden uzak durmayı öğütleyen hadislerden örnekler verilecektir.” [9]

Hatta "İslam dünyasında" son dönemlerde iktisat ve sağlık üzerine yapılan uluslar arası kongre ve sempozyumlara kısaca değinilecekmiş. [10]

Nasıl evlenileceği, boşanılacağı (daha doğrusu kocaların karılarını nasıl boşayacağı) dine göre belirlenmesi talep ediliyor. Elbette “talep” kelimesi kullanılmadan. Fıkıh ders kitabında talak konusunu okursanız görebilirsiniz. Hatta erkeklerin çok eşli olabileceği de yazılıdır.

MECELLE GETİRİLMEK İSTENİYOR

Fıkıh dersinde öyle bir konu var ki fıkhın ünümüzde de kanunlaştırılması isteğini ima ediyor. Konunun adı “Fıkhın Kanunlaştırılması”. Fıkıh tarihinde kanunlaştırma çalışmalarının açıklandığı kazanımda “Mecelle başta olmak üzere günümüze kadar İslam dünyasında yapılan kanunlaştırma çalışmalarına örnekler verilecektir” [11] ifadesiyle günümüzde kadar gelen kanunlaştırma çabalarından bahsetmek suretiyle “fıkıh modern yasaların yerine mi ikame edilmek isteniyor” sorusunu akla getiriyor. Çünkü Mecelle 100 sene öncesinde kalmıştır. Tarihi bilgi vermek kastı olsa Mecelle’yi anlatmakla sınırlı kalınır ama günümüz anlatılmazdı. Günümüzdeki İslami kanunlaştırmalardan bahsediyorsa, “Bu kanunların uygulanmasına yönelik bir talebi mi içeriyor” sorusu aklımıza gelir.

DARBELERE, SAVAŞLARA KARŞI TEYAKKUZ ARACI SALÂ

Bu dersin “Din Hizmetlerinde Cami Musikisi” ünitesinde önceki programdan farklı olarak Salâ’nın teyakkuz aracı olarak değerlendirileceği 15 Temmuz darbe girişiminden örnekle anlatılmıştır:

“Salânın özellikle 15 Temmuz’da olduğu gibi ilan ve teyakkuz durumlarındaki uygulama örneklerine yer verilecektir.” [12]

ABD ile savaşımızın bir cephesi olan Afrin’e harekat düzenlenirken de çeşitli illerde Salâ okunmuştu. Anlaşılıyor ki savaş, darbe girişimi, iktidarların kendilerine aykırı gördükleri toplumsal hareketlere karşı da Salâ okunabilir. Bu dinin hükümetler eline araç haline gelmesine neden olur.

Toplumu din, mezhep temelinde ayrıştıran, Atatürk’ü yok sayan, laikliği din için tehdit gören, laikleri hedef haline getiren bir müfredat milleti böler. Hükümete soralım:

Milleti ayrıştıran müfredat ile Afrin’de emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı olan savaşın başarısı kolaylaşır mı zorlaşır mı?



Haber okunma sayısı: 597

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


YAZARLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
183 hit, 36 ziyaretçi, 53 ziyaret
Bu ay:
3390 hit, 756 ziyaretçi, 907 ziyaret
Toplam:
910303 hit, 236330 ziyaretçi, 283533 ziyaret