Hürses1

İstanbul’un Eski Fotoğrafçıları..

Hasan Balcı

Hasan Balcı

E-Posta :



Sanayi devriminin en önemli buluşlarından biridir fotoğaf. İnsanoğlu fotoğrafın icadından sonra 19. yüzyıl ile ilgili görsel bir belleğin de ortaya çıkmasına vesile oldu. Fotoğraf, modernizmin yayılmasının en önemli araçlarından biridir.

Anadolu coğrafyasının fotoğrafla tanışması, matbaanın bu topraklara 500 yıl gibi bir süre sonra girme talihsizliğini yaşamamış, fotoğrafın icadıyla bu topraklar tanışmış ve etkisini hissetmiştir.


Fotoğraf Anadolu topraklarında gravür, minyatür, hat vb. gibi sanatların yerini alarak belge oluşturma açısından da önemli bir işlev üstlenmiştir.

Fransa’dan Doğu yolculuğuna çıkan gezgin fotoğrafçılar Anadolu’ya uğrayarak İstanbul için önemli fotoğraflar çekerler. Bu fotoğraflar,1840’lı yıllarda İstanbul tarihinin, hayatının bilinmesi açısından oldukça önemlidir.


Fotoğrafın Anadolu topraklarına girmesiyle çok sayıda fotoğraf stüdyosu açılmaya başlar. Pera bölgesinde açılan fotoğrafçılar genellikle Saraya hizmet eden, Sarayın fotoğraflarını çeken fotoğrafçılardır. Bu fotoğrafçılar padişahın himayesine alınan şahıslardır. Sarayda bu fotoğrafçılar için “Serfotoğrafi Hazret-i Şehriyarı” isimliyle saray fotoğrafçılığı bile kurulur. İstanbul’da kullanılan ilk fotoğraf tekniği ismini Lois Daguerre’den alan dagerreetiptir.

Doğu yolculukları sırasında Girault de Prangey isimli fotoğrafçı Osmanlı döneminde bütün Osmanlı coğrafyasına ait binlerce fotoğraf çekmişti. Fotoğrafların muhafazası ve arşivlenmesi sağlanamadığından bu fotoğrafların önemli bir bölümü zamana yenik düşmüştür. Prangley’in günümüze ulaşan Afrodisyas, Efes ve İstanbul’un panoramik fotoğrafları belge niteliğindedir.



İstanbul’un baruthane ve dökümhanelerinin fotoğrafı için Fransa’dan getirilen Ernest de Caranza daha sonra İstanbul’da stüdyo açmış ve İstanbul’da kaldığı sürece sarayın fotoğrafçısı ünvanlını taşımıştır. Caranza’nın 1855 yılında Paris’te açtığı sergideki İstanbul fotoğrafçıları ona ün kazandırmıştır. Yine önemli fotoğrafçılardan olan James Robertson Özellikle anıtsal fotoğraflar çekerek Öne çıkmıştır Robertson’un fotoğraflarında anıtlar ve o anıtların ön planındaki insan figürleri öne çıkmaktadır. Robertson, İstanbul sokaklarındaki sokak satıcılarını değişik kıyafetlerle anıtsal ve mimari eserlerin önlerinde fotoğraflamıştır.



İlk yerleşik stüdyoyu Basile Kargopoulo İstanbul Pera’da açar. Saray fotoğrafçılığı unvanını da alan Kargopoulo manzara fotoğrafları ve İstanbul kent folklorunun fotoğraflarının da ustasıydı. Tarihçilerin aktarımıyla; Kargopoulo’nun Tünel meydanında bulunan fotoğrafhanesinde süslenmeye hevesli gençlerin kıyafetlerini değiştirebileceği geniş bir gardırobunun olduğu söylenir.

Eski İstanbul fotoğrafları denilince akla gelen ilk isim Abdullah Biraderlerdir. Küçük yaştan itibaren sanatla uğraşan Kayseri’den Sakarya’ya göçen Viçen, Hovsep ve Kevork adlı üç kardeşin Abdullah Biraderler ismi Sarayda mübaayacıbaşı olarak çalışan büyükbabaları Asdvadzadur Hürmüzyan'ın, ismini Abdullah olarak değiştirmesinden gelir. Paris’e gidip eğitimlerini tamamlayan Abdullah Biraderler İstanbul’a döndüklerinde Pera’da fotoğraf stüdyolarını açmışlardı. Abdullah Biraderlerin namı Sultan Abdülaziz’in onları portresini çekmek için av köşküne davet etmesiyle çekilen fotoğrafı çok beğenmesiyle pekişir. Fotoğrafını çok beğenen Abdülaziz Abdullah Biraderleri ''Ressam-ı Hazret-i Şehriyarı'' pâyesi ile ödüllendirir. Abdullah Biraderler’in 1867’de, Paris’te uluslararası bir sergi açması ve bu sergiyi yurtdışı gezisinde olan Sultan Abdülaziz’in ziyaret etmesi, onların uluslararası tanınmalarını sağlamıştır. Paris’te açılan sergi 13 bölümden oluşuyordu, serginin son bölümü ise sanata ayrılmıştı.

Sultanlar için çektikleri fotoğraflar, Galata kulesinden İstanbul’un panoramik fotoğrafları sergiyi gezenleri adeta büyülemişti. Yabancı basın Abdullah Biraderlerin isimlerinden üzün süre söz etmiştir.



1870 li yıllar..

İstanbul da adından söz ettiren bir başka fotoğrafçı ise Guillaume Berggren’dir. Farklı ülkelere yaptığı yolculuklarda fotoğrafı keşfetmiştir. Odesa’dan İstanbul’a geldiğinde bu şehre bağlanan Berggren İstanbul’da bir Rum kızıyla evlenmiş ve eski adı Cadde-i Kebir olan Beyoğlu İstiklal caddesinde bir fotoğraf stüdyosu açmıştır. Berggren’in en önemli çalışmaları Boğaziçi ve boğazın kıyıları fotoğraflarıdır. Bu fotoğraflar adeta belge kıymetindedir.

Foto Sabah

İstanbul fotoğrafları söz konusu olduğunda akla gelen isimlerin başında Pascal Sebah gelir. 1857 yılında fotoğrafa el atan Sebah Beyoğlu’nda El-Şark isimli fotoğraf stüdyosunu açmıştı. Uluslararası basının da fazlasıyla ilgi gösterdiği ilk sergiyi Sultan Ahmet meydanında açmıştı. Sebah’ın sanat yaşamının ve şöhretinin büyümesine sebep olan en önemli olay Ressam Osman Hamdi ile tanışmasıydı.1873 yılında Viyana'da açılacak serginin komiserlik görevine atanan Osman Hamdi, Osmanlı topraklarında yaşayan yerel halkların kıyafetlerinden oluşturulacak bir serginin fotoğrafları için Pascal Sebah’a görev vermiştir. Sebah bütün Osmanlı coğrafyasından edindiği fotoğrafları sergiye yetiştirmişti. Ünü sürekli büyüyen Sebah 1873 yılında Mısır’a yönelerek Kahire, Nubye ve İskenderiye gibi büyük şehirlerin fotoğraflarını çekmiştir. İstanbul ve Mısır arasında yaptığı yolculuklardan yorgun düşen Pascal Sebah 1886 yılında hastalıktan vefat etmiştir. Pascal’ın şirketi Polycarpe Joaillier ile birleşerek Sebah & Joaillier olarak bir süre fotoğraf işine devam etmiştir. Cumhuriyet ile birlikte bu stüdyo 1950’lere kadar faaliyetini sürdürmüştü.

İstanbul ve İstanbul fotoğrafçılığı üzerine oluşturduğum bu makalemde yeni nesil fotoğrafçılara fotoğrafın tarihselliği üzerinden bir anımsatma ile fotoğrafın kıymetini hatırlatmak istedim.






İzlenme: 1630
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ