Hürses1

Bir Yıldız Doğsun mu artık ?

Yıldıray Barak

Yıldıray Barak

E-Posta : yildiraybarak@gmail.com


Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk darbesinden itibaren her darbeye fevkalade aklı başında ve bilinçli olarak okudum.

1960 dahil her darbe ülkeyi kararttı ve bir adım geriye götürdü, demokrasi hamlelerini engelledi. Her darbede çeşit ağır hapis ve özellikle de idam gibi insanlık ya da devlet suçu olarak alnımıza yapışan kara lekeler yedik.

Çok ilginçtir ki, darbeler toplumdan çok önemli değerleri alırken, despot askeri yönetim döneminde, 1961 yılında kabul edilen 224 sayılı yasa, sağlık yönetimi ve toplum katılımı açısından son derece ileri bir konumdadır.

Günümüzün yönetim biçimi iki açıdan geçmiş darbelerden çok farklıdır. Birincisi, siyasi kadro batı ile ilişkilerini, ilk dönemlerdeki vitrin hareketine ters olarak, askıya aldığı gibi, adeta İslâm âleminin kurtarıcısı rolüne soyunarak, ülkeyi Ortadoğu’da mezhep çatışmalarına sürüklemektedir.

Rusya ile kur yapılırken, günümüz koşullarında Rusya’nın da oldukça güçlü bir kapitalist devlet olduğu gözden uzak tutulmaktadır. Umalım ki, Ortadoğu hâkimiyeti adına girişilen siyasi manevralar, hatta çatışmalar, ülkemizi zayıflatma adına kargaşaya sokmak için siyasilerimizi gaza getiren emperyalistlerin planı olmasın!

Geçmiş dönemlerle farklı olarak günümüz siyasetinde ortaya çıkan ikinci önemli ve siyaset açısından fevkalade tehlikeli olgu ise, siyaseti ele geçiren kadronun “sivil görünümlü” siyasetçi olması ve her ne pahasına olursa olsun siyasetten gitmemede ısrarlı olmasıdır. Son referandum süreci ve ortaya çıkan durum bu gidişatın çok net göstergesidir. Siyasi kadronun ele geçirilmesi ve Varlık Fonu adı altında mali potansiyele de sahip olunması, AKP kadrosunu hanedanlığa, halkın yüzde elli artı bir oranını da hanedanlığa bağlı tebaa ’ya dönüştürülmesine eştir.

Bugünlerde bazı devletlerin Türkiye’yi bölmeye çalıştıkları dillendiriliyor. Bu müthiş idrak karşısında insanın “günaydın” demesi geliyor.

Ortadoğu üzerinde çok önceleri İngilizler başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin heveslerini gerçekleştirilmeye çalıştıkları tarihi gerçektir.

Günümüzde ise Ortadoğu haritası sayfa sayfa ilan edildi, konferans duvarlarına afiş olarak asıldı. Bunlarda bir yanlış göremiyorum. Zira her devlet amacı doğrultusunda ve olanakları çerçevesinde gizli ya da açık şekilde hedeflerini gerçekleştirmek isteyebilir. Önemli olan, böylesi bir hedefe muhatap olan devletin kendi birliği ve beraberliğini korumasıdır.

Eğer hedef devletin siyasi erki kafasındaki icraatı kimselere danışmadan ve salt yüzde elli artı bir oyla yaşama geçirmeyi aklına koymuşsa, başka hiçbir devletin Türkiye’yi bölme çabasına hacet kalmamış demektir. Eğer bir ülkede eğitim köreltiliyor, sosyal ve kültürel faaliyetler merkezden denetimli olarak yürütülmeye çalışılıyorsa, eğer bir ülkede sadece belirli siyasi yandaşlar kendilerine yaşam alanı bulabiliyorlarsa, Arap Baharı rüzgârı Türkiye’ye ulaşmış ve hasat toplama zamanını bekliyor demektir.

Bir ülkenin bölünmesi ve felaketlere sürüklenmesi çok zor değildir. Hele de, günümüzün küreselleşme koşullarında siyasal sınırların belirsizleştiği ve merkezi cazibenin beyin gücünü çekmesinin önündeki engellerin fevkalade zayıfladığı ortamda çevresel konumlu ülkenin fark edilmez şekilde gün be gün erimesi işten bile değildir.

Ülkeleri güçlendiren ve yükselten geçmişe öykünen cahil hamaseti değil, ileriye yönelen aklıselim bilge sükûnetidir.

Cahil siyasetin basiretli yönetime başat olduğu durumda sonuç hüsran olur!

İşte bu ahval ile Cumhuriyetin kuruluş yıllarından bugüne kadar zaman içerisinde seyrettiğimiz ülkemizin vaziyeti her geçen gün şer'i yönetim şeklini neredeyse yüzde ellileri kapsayan duruma geldiği gözlenmektedir.

Sanki dişe giren kurt gibi (yani çürük gibi), adeta kemirip duruyor. Diş çürüdüğünde çözüm nedir diye hep birlikte çevremizin akilleriyle bir analiz yapalım.

Baştaki anlatımlarım kapsamında, ihtilalleri gördük veya okuduk. Sonuçta özeleştiri yaparak geçmişi bir kez sorgular ve sağlıklı düşünürsek, Taa ki kurtuluş yıllarındaki durumlarımızdan daha fena halde hasta olduğumuz aşinadır.

YENİDEN DİRİLİŞ, YENİDEN DOĞUŞ, KENDİMİZE RESET ATMAMIZ..

Adı ne olursa olsun. Bir Mustafa Kemal, bir yeni yıldız gerekli diye düşünüyorum.

Taktir memleket sevdalısı olan vatansever; kürt, türk, alevi, sunni, laz, çerkez, ahbaza, kara papak, terekeme, o, bu , şu fark etmez herkesindir.

Esen kalın..



İzlenme: 1152
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
17 hit, 4 ziyaretçi, 5 ziyaret
Bu ay:
4009 hit, 975 ziyaretçi, 1173 ziyaret
Toplam:
915816 hit, 237542 ziyaretçi, 285098 ziyaret