Hürses1

Kümsür - Kimsör Köyü tarihi

Yıldıray Barak

Yıldıray Barak

E-Posta : yildiraybarak@gmail.com

GUNDE KUMSURE

Yamaca kurulu köyüm Kımsor.

Mezarlığı bekleyen yaşlı ardıç.

Alnıma kondurduğun öpücükler,

                duruyor sade ve duru.

Damağımda, kani Kureşin suyu.

Tenimde, kunkorun acı sütü.

Kale sipi’nin şefkati,

                dolaşır üstümde....

Yaşarken, pembe renkli bir alemde,

                Avrupa’nın merkezinde,

sana ait her şey durur içimde...

                                         D.TASKIRAN

Kımsor, Dersim bölgesindeki Nazımiye ilçesinin Derova nahiyesine bağlı bulunan bir dağ köyüdür. Nazımiye’den, yaya dört saat uzaklıkta ve denizden 1950 metre yükseklikte bulunur. Köy, yüksek dağların arasında, bir yamacın üzerinde kurulu ve  geniş bir alana sahiptir. Nazımiye’deki 32 köyün en büyük mera alanı Kımsor’undur.

Kuzeyinde: Civarik, Germik, Melkis, Balık, Maskan,

                    Herdif  köyleri

Güneyinde: Derova nahiyesi, Haag köyü

Doğusunda: Mezra Şiğan, Tari, Holhol

Batısında:    Koyser köyü vardır.

Kımsor’a bağlı dört Mezra vardır. Bunlar:

Keşişan (Dağdibi), Tümüşefkan, Pajgan, Gomaçetan

Kımsor’lular Kurmancı  konuşurlar. Sonradan gelip köye yerleşen Gomaçetanlılar Zazaki konuşurlar.

    Köyün en yakın dağı Kale Sipi’dir. Burası aynı zamanda adakların kesildiği ziyaret yeridir. Kale Sipi’nin eteğinde  Kej ormanı vardır. Köyümüzün en büyük ormanı Bezik’tir. Çeşitli ağaç türlerini bağrında bulundurur. Köyün önemli meraları: Teğkin ve Uskale’dır.

    Nazımiye ilçesinin eski ismi Kızılkilise’(Kısle)dir. Romalılar döneminde kalmış bir kale vardır. 1938 Dersim katliamına kadar, Türk hükümetleri bu bölgeye hakim değildiler. Senenin  6-7 ayı kıştır. 5-6 metre kar yağar.

    Nuri Dersim’inin “Kürdistan tarihinde Dersim“ adlı kitabında Nazımiye’de yaşayan aşiretler şöyle:

                             Arelan(Arıllı)                  

                            Kureyşan(Kureyşanlı)

                            Karsanan (Karsanlı)

                            Şeyhmehmedan(Şeyhmehmedeanlı)

                            Hormekan (Hormekli)

                            Kumsuran(Kımsorlu)

                            Lolan (Lolanlı

                            Maskan(Maskanlı)

                            Alan (Alanlı)

Burdaki  sıralamada Kumsuranlar, ayrı bir aşiret olarak ele alınmıştır.

   Kımsor’un tarihi hakkında yazılı belgelere ulaşmak mümkün olmadı. Devletin elinde belgeler varsa da bunlara ulaşamadık.

 Ancak yaşlı insanlarımızın, büyüklerimizin sözlü anlatımlarına başvurduk. Akla yakın  düşünceleri bu kitapta toplamaya çalıştık.

    Araştırmalara göre, biz Dersim’li Kürtler önce Horasan göç etilmişiz. Ortam yatışınca tekrar Horasan’dan ana toprağımıza geri dönmüşüz. Horasan’dan gelen atalarımızın kökenlerinin nerelere dayandığını değerli araştırmacı Mehmet Bayrak’ın “Aleviler ve Kürtler” adlı eserinde şöyle anlatılmaktadır.

 “Horasan’ın tarihsel boyutu şudur. Özellikle Osmanlı Devleti’nde Sünnilliğin, Safevi (Pers) Devleti’nde Şiiliğin egemen devlet ideolojisine dönüştürüldüğü 16. yüzyıldan itibaren başta Dersim olmak üzere başlıca Alevi-Kürt yerleşim bölgeleri bir yandan Osmanlı’nın, diğer yandan Safevilerin boy hedefi ve saldırı alanı haline geliyor. Çünkü milliyetlerden ve inançlardan dolayı Osmanlı ile; milliyetlerinden ve kısmen de inançlarından dolayı Safevilerle çelişkiye düşüyorlar. O aşamada Sünni Kürt beyliklerinden önemli bir bölümü Osmanlı ile anlaşmış (16. yüzyıl başları), küçük bir bölümü de Safevilerin yanında yer almıştır.  Alevi Kürtlerin bu ulusal ve inançsal çelişkisi dolayısıyla her iki devlet  de başta Dersim olmak üzere Alevi-Kürtleri hasım güçler olarak görmekte, güvenmemekte ve onları ya kendileri açısından işe yarar duruma getirmeye çalışmakta, ya da iç bölgelere sürerek etkisizleştirmektedirler. Işte Kürdistan’da göç haritalarına baktığımızda, özellikle bu yüzyıldan sonra batıda Anadolu’ya, doğuda Hindistan’a kadar Kürt göçlerini görüyoruz. Her iki devletin baskı ve zulmü sonucu kendiliğinden gelişen göçlerin yanısıra, 16. yüzyılın sonları 17. yüzyılın başlarında Dersim’den Horasan’a önemli bir göçertme de Safevi Şahı I. Şah Abbas döneminde yaşanıyor. Bu dönemlerde Dersim, Safevi toprağıdır. Ünlü Kürdolog Martin Van Bruniessen ”Ağa, Şeyh ve Devlet “ adlı çalışmasının “Kuzeydoğu Iran’a (Horasan) göç “ bölümünde özetle şunları söylüyor: “Iran’ın kuzeydoğu eyaleti kuzey Horasan’da bir kaç yüzbin Kürt yaşamaktadır. Bazıları hala göçebe, çoğu da yerleşiktir. il diye adlandırılırlar. Buradaki aşiretler üç grupta toplanmıştır. Şadlû, Zafiranlû ve Keyvanlû. Kullandıkları dil Kurmanci’dir. Kürtlerin çoğunluğu Sünni olmasına karşın onlar hala Şiidirler. Özgün gelenekleriyle Çemişgezek diye adlandırılan geniş aşiretlerden gelmekteler. Çemişgezekliler buraya, 1600’de Şah Abbas tarafından Özbek ve Türkmenlere karşı sınır korumaclığı için gönderildiler. Kürdistan’dan gelmiş başka aşiretler de vardı. Kabilelerden biri de Hasanlû’dur. Ve Hınıs’taki Hasenan aşiretiyle ilişkisi olduğu belli oluyor.”(a.g.e.,s.213-215)

    ‘Safevi şahları tarafından Kuzey Horasan’a yerleştirilen ve kuzeydeki Sünni  Özbeklere ve Türkmenlere karşı kullanılan Dersim kökenli bu Alevi-Kürt aşiret topluluklarından bir bölümü, savaş sonrası barış aşamasında eski topraklarına geri dönüyorlar, Işte”Horasan’dan gelme” olayı budur. (a.g.e., s.73)

    Horasan’daki aşiretlere baktığımızda, iki büyük aşiret konfederasyonundan biri Zafiranlû (Çemişgezek), diğeri Şadlû’dur. Birincisi Dersimi’in Çemişgezek, öteki Şadyan aşiretiyle bağlantılıdır.

   Şadiyanlılar oldukça geniş bir alana dağılmışlardır. Bu yerler: Dersim bölgesinde Mazgirt’te, Erzincan Refahiye’de, Kiği’de Adana/Tufanbeyli’de Belbaşı, Katarası, Altınova,  Akçal  köyleri; Maraş/ Göksun, Düğünyurdu, Göynük, Kutu köyleri; Maraş/Afsin de  Arıtaş/Incirli (Iunu) köyleri.

    Şadiyanlılar Kurmancı konuşurlar ve Alevidirler. Dersimden diğer yörelere  dağılmışlardır.  Kumsuranlar da Şadiyan aşiretinin bir kolu-dur. Bazı kesimler kendilerini Kımsor’lu aşireti olarak değerlendiriyorlar.

    Dedelerimizin, Kımsora gelmeden önce Mazgirt dolaylarında yaşadıkları, Şadiyan aşiretinin bir parçası oldukları bilinmektedir. Mazgirt’e aralarındaki çelişkilerden dolayı ordan ayrılmışlar  ve  önce Seter yakınlarındaki Goma Zimetek’e gidip yerleşmişlerdir. Ordan da, dedemiz Use Zere bugünkü Kımsor’a gelip yerleşmiştir.

     Uzun bir dönem Nazimiye’de esnaflık yapan, Kımsor’lu Yusuf Ceylan’ın anlatımlarına göre Kımsor’un tarihsel gelişimi aşağıdaki gibi gerçekleşmiştir:

    “Bundan  yaklaşık 400 veya 500 sene önce, USE ZERE adında bir dedemiz varmış.  Zimetek köyünde yaşarmış. Ordan askere alınmış. Şavaşlar nedeniyle uzun bir dönem, tam yedi yıl boyunca askerlik yapmak zorunda kalmıştır. Askerlik süresince gösterdiği başarılar nedeniyle bir takım başarı belgeleri alır. Terhis olduktan sonra köyüne döner. Askere gitmeden önce evinin önüne bir dut ağacı dikmiştir. Ağaç büyümüş ve meyva vermiştir. Uzun askerlik döneminden sonra köyüne döner ve evinin yanındaki dut ağacının altında oturur. Köylüler yanına gelirler ve ona derler ki : “Bu yer, artık sana ait değildir. Devletin  memurları buraya geldiler. Evi ve araziyi başkasının üzerine tapu ettiler.” Use Zere bu duruma sinirlenir. Onlara memurların hangi istikâmete  gittiklerini sorar.

    Use Zere kalkar memurların peşine düşer ve onları Gaza Saviyan dağının tepesinde yakalar. Orda memurlara başından geçenleri, anlatır. Yedi yıl askerlik yaptığını, aldığı başarı belgelerini gösterir.

    Memurlar onu dinledikten sonra yaptıkları haksızlığı gidermeğe çalışırlar ve ona derler ki : “Burdan bize işaret baş parmağınla göster. Göstereceğin  yerleri senin üzerine tapu yapacağız.”

   Use Zere baş parmağıyla Saviyandan görebildiği şu yerleri gösterir. Kavağe Gazeyi, Kunkoluka Sake, Rastane, Çirkine, Gaza Res, Uskale, Bere Salık, Deriya Zurun, Kevire camiye, Kafe Ceme, Dara Use Mame ve te Savyan.

    Memurlar, Use Zere’nin üzerine  gösterilen yerleri  tapu ederek, ordan ayrılırlar. Duyumlara göre Use Zere Zimetek’e tekrar geri döner. Ordan bir yatak ve bir öküz alır. Uzun bir yolculuktan sonra hayvanı yorulur, olduğu yerde yıkılır. Hayvanın durduğu yerde kalır ve Kımsoru kurar.

Kımsor’un o zamanki adı PULE SOR’ dur.

   Zamanla  aşağı Kımsor 400 haneye ulaşır. Kalabalık bir nüfüs barındırır. Kımsorun etrafında farklı aşiretler var. Onlar kurmanç olan Kımsorluları sıkıştırıyorlar ve sürekli hakaret ediyorlar. Bu baskılara dayanamayan dört yüz hanelik köy dağılmak zorunda kalıyor. Dağılan aileler bir kısmı HOLHOL’a (Simdiki Kiği) , bir kısmı AVAREN’a (Tercan), bir kısmı CAREKAN’a (Altınhüseyin) ve Varto taraflarına doğru göç ediyorlar ve oralarda yeni yerleşim bölgeleri kuruyorlar.

    Aşağı Kımsor (ĞIRAVABUNE KIMSOR) dağıldıktan sonra yukarı Kımsor kalır.

    Yukarı Kımsor’da Mehemedanlar sülâlesi egemendir. Diğerleri dağılıp gitmiştir. Aşağı ve yukarı Kımsor’un nereye bağlı olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Duyumlara göre  Erzincan’a bağlı olabilir. Use Zere’nin toprakları büyüdükçe çevredeki aşiretlerin saldırılarıda artmaktadır. Kureşanlar Afacanlara (Pajganın adı),  Aryanlar ve Karsanlarda fırsat buldukça sürekli Kımsora saldırmışlardır.

    Yukarı Kımsorda o dönemde şu aileler kalıyordu

 1- MEHEMEDANLAR

     Bunların çoğunluğu Sakuliyanlardır. Bugünkü Kımsorlu’ların devamı olan sülâledir.

 2- ALANLAR ın yeri Gomaçetu’dur

 3- RESULANLAR da Keşişte oturmaktadırlar.

    Bunların çoğunluğu Averanlı ve Hasan Efendinin torunlarıdır. Kımsor’u korumak, yeni haklar elde etmek için oldukça mücadele vermişlerdir. Hasan efendinin torunları Kımsor’u işgal etmek isteyen

aşiretleri mahkemeye vermişler.  Mahkeme Dıyarbakır’da görülmüş. Mahkemede bir takım delil’ler göstermişlerdir. Bu delil’lerin arasında Çetan’daki değirmenin yeri var. Derova ile aradaki sınır   çizgileri gösterilerek. tapulu yerlerin kimlerin üstünde kayıtlı olduğunu ispatlıyorlar.

 KEŞIŞANLAR: Bunlar Hacı Mehmetin torunlarıdır.

Avran köyü, Hacı Mehmet’indir. Hacı Mehmet Kımsor için çok çalışmıştır. Kardeşi ve yegenleri vardır. Bunlardan biri de Seferi’dir.

    Duyumlara göre Kımsor’un tapusu Averanlı Hasan Efendinin üstündeymiş. Hasan Efendi, Asağı Kımsor dağılmadan önce, orda yaşayan 400 aileye tapularını vermiş.

    Dağılmadan önce, aşağı Kımsor da çoğunlukta olan  Resulanlar ve Mehemedanların tapuları vardır. Diyarbakır’dan bir heyet gelir ve  keşif yerlerini tespit eder. Mahkemede gösterilen delil’ler ispatlanınca, heyet  yeniden kararı verir. Asağı Kımsor’u aşiretlerden alır ve Kımsorlulara tekrar geri verir.  Gelen heyet köyün ismini Pule Sur olarak kayıtlara geçirmiş. Pule Sur sonradan ismi Kumsur, daha sonrada Kımsor olarak değiştirilir.

   O döneme kadar aşiretlerle Kımsorlular arasında doğru dürüst bir uyumdan bahsedilemez.

 4-PAJGANLAR (Mafacanlar) da Kımsorludur. Aşiretlerin baskıları sonucu gidip Cönek’e yerleşmişlerdir. Daha sonra bir kısmı geri dönmüştür. Kımsor her zaman merkez olarak kalmıştır.

    Use Zerenin sülâlesi şunlardır. Mehemedanlar, Ibanlar, Mahmudanlar, Alanlar, Resulanlar, Mafacanlardır. Hepsinin soyları Use Zere’ye dayanır.”

    Köyün tarihi ile ilgili başka rivayetlerde var. Şadilli aşiretinden kopan dedemiz, Seter köyünde çobanlık yapar. Ordanda Harige, Ğosum köyleri üzerinden Teğkin’e gider. Ordanda bugünkü  Kımsor’a gelir, yerleşir. Köyün ilk adı Mezra Sak diye geçer. Daha sonra Kumsur olarak değiştirilmiş. Dede Sakuli, Barav adında dul bir kadınla evlenmiş. Kadının eski eşinden  bir oğlu varmış. Sakuli’den bir kaç oğul daha dünyaya getirmiş. Bunlar; Ahase Sakuli, Sılıke Sakuli, İvrahime Sakuli, Mamude Sakuli, Aliye Sakuli vs.”

     Aşağı Kımsor ilk baba ocağıdır. Kısa bir sürede üretim ve nüfus  hızlı bir şekilde gelişmiştir. Bunu çekemeyen komşuları, aralarında ittifaklar oluşturarak Kımsor’lulara karşı savaş açmışlardır. Bu tahminen 1830 yılları cıvarında olmuştur. Karşı cepheyi oluşturan Karsan, Areli ve Kureşan aşiretleri, Kımsor’luların oraya yerleşmesini kabullenemediklerinden dolayı, onlara karşı şavaş ilan ederler. Yıllarca süren savaşlar sonucunda aşağı Kımsor dağılmak zorunda kalır. Bu dağılış Dersim hudutlarını da aşar. Büyük bir kısmı Bingöl ili Kiği ilçesine bağlı Holhol köyünü kurarlar. Diğer bir kesimi Erzincan’nın Tercan ilçesinin Ağveren köyüne yerleşirler Diğer bir kısmı ise Sıvas’ın Kangal ilçesine göç ederler. Hatta şu anda Eskişehir’in Mihalliçık ilçesine yerleştiklerine dahi tanık olmaktayız.

    Bu ağır göç sonucunda tekrar araya giren, hakem rolünü oynayan Çarekan aşiretinden Şahhüseyin beylerin girişimiyle, şu andaki yukarı Kımsor kuruluyor. Tekrar kurulan Kımsor, barış ve kardeşlik yuvası olmuştur. Her türlü anlaşmazlıktan uzak, kendi sorunlarını, kendi aralarında çözen örnek bir köy olarak anılmaktadır.

    Dışardan Kımsor’a gelip yerleşen ailelerde vardır. Bunlar Hıdan, Mala Üzere, Gomaçetan gibi.  Hıdan; Nazımiyenin güneyine düşen Areyan aşireti mensuplarının yaşadığı bir mezradır. Sakulinin çocuklarından biri Hıdanlı bir kızla evlenir. Hıdanlı Hemed isminde biri, eşeğiyle Kımsor’a gelir, akrabasını ziyaret eder. Kımsor’a giderken damadına bir “Loğ”(Toprak damların  damlamaması için,  yuvarlak şeklinde yontulmuş ağır bir taştır) götürmek ister. Loğ ağır olduğundan eşeğine acır. Loğ’u kendisi taşır. Onun için kendisine  Heme Hér lakabı takılır.

    Kürtçe’de başa takılan örgülü fese “Kım” denir. “Sor “ ise yine Kürtçe’de kırmızı olarak bilinir. Böylelikle Köyümüzün adı “Kımsor” olarak tarihi adını alır. Dayatmalara rağmen direnişini ve canlılığını korumakta kararlıdır. Kendisine uymayan yakışıksız sıfatları redetmektedir.

   1960‘larda, devlet köyümüzün adını Yayık ağıl (yayık yayanların ahırı) olarak değiştirdi. Devlet, kürtçe olan tüm isimleri türkçeleştirerek asimile etmeği amaçladı. Fakat biz Kımsor’lular, köyümüzün adını zihinlerimizden silmedik ve  bu ismi asla unutmıyacağız.

    Nazımiye ilçesinde, Kürtçe’nin Kurmancı konuşan tek köyü Kımsor’dur. Bu niteliğinden dolayı, Dımıli Zazaki konuşanlar Kımsor’a karşı herzaman önyargılı davranmışlardır. Kımsor’lular komşularıyla daima resmi bir tavır içinde olmuşlardır. Kımsor’un dağılmasında dilin de belki önemli bir rolü olmuştur. Dışardan gelen azgın baskıya karşı, lehçelerini unutmadan bu güne kadar, yarım yamalakta olsa sürdürebilmişlerdir. Bütün Kımsor’lular istisna Zazaki’yi ikinci dil olarak benimsemişlerdir.  Ama buna karşılık komşu köylerimiz zahmet edipte, bir tek Kurmancı kelimesini öğren­memeye direnmişlerdir. Kımsor’luların Nazımiye‘deki konumu, ay­nen Kürtlerin Türkiyedeki durumunu hatırlatmaktadır.


İzlenme: 1616
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
588 hit, 267 ziyaretçi, 297 ziyaret
Bu ay:
6890 hit, 1741 ziyaretçi, 2010 ziyaret
Toplam:
891984 hit, 231351 ziyaretçi, 277417 ziyaret