Korona'da yaşamı tehdit eden yalanlar

Yıldıray Deniz Barak

Yıldıray Deniz Barak

E-Posta : twitter.com/denizzbarak


10 Şubat 2020 tarihinde, “Hayvanlar arasında yaygın bir virüs grubu” bilgilendirmesi ile Corona Virüsü’nden söz ederken, bu virüsün bu denli yaygınlaşabileceği akıllara bile gelmemişti. Ancak Çin’in Wuhan kentinde Ocak 2020’de başlayan yeni Corona Virüsü (SARS-CoR-2) kaynaklı salgın, 13 Mart tarihi itibariyle, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 123 ülkeye yayılmıştı. Salgındaki vaka sayısı 153 bine yükselmiş, hayatını kaybedenlerin sayısı 5789’a çıkmış durumdaydı.

Aylar boyunca insanlığın büyük bir bölümüyle birlikte koronavirüs (Kovid-19) salgını ve dünyamıza yaptıklarını takip ederken iki husus bende korku uyandırdı:

İlki, İngiliz Sky News kanalında yayınlanan, korona hastalarının tedavi edildiği bir İtalyan hastanesinin yoğun bakım ünitesini gösteren bir haberdi.

Hastalar kıpırtısız yataklara uzanmış, gözleri sabit, solunum cihazları aracılığıyla zorlukla nefes alıyorlardı.

Virüsün neden olduğu hasta akınından yorgun düşmüş doktorların görüşüne göre çoğunun hayatta kalması zor. Zira her hastanın en az 11 ila 22 gün solunum cihazına bağlı kalması gerekiyor.

Oysa doktorlara göre, solunum cihazına bağlı kalma süresi uzadıkça virüsün yıkıcı saldırısına uğrayan akciğerlerin maruz kaldığı zarar büyüyor dolayısıyla hastaların iyileşme ve hayatta kalma fırsatı azalıyor.

Bu, birçok kişinin hükümetlerin, bilim adamlarının ve uzman tarafların tüm uyarılarını görmezden gelip hafife aldığı, tehlikesini ciddiye almadığı ve normal bir grip salgını ile karşılaştırdıkları yeni tip koronavirüs tehlikesine karşı verilmiş en güçlü görsel ve işitsel mesajdı.

İnsanların çoğunun solunum sistemini hedef alan bu virüs ailesinin tehlikelerini kavramaya başladıkları doğru ancak bilgisizlik, inat yahut bazı sanrısal algıların ardından gittikleri için hala büyük bir tehlike teşkil ettiğine ikna olmayanlar da var.

Korkuya kapılmaya neden olan ikinci husus; güvenilir olmayan hatta yanıltıcı bir analiz, görüş ve yazılar selini, korona ve var olmayan tedavileri hakkında uydurulmuş haberleri, bazı insanların ölümüne neden olan iyi düşünülmemiş korunma önlemlerini okumak ve görmekti.

Sosyal medya da bazıları silinmeden, düzeltilmeden veya dünyayı sarsan virüs hakkındaki hızlı haber akışı altında boğulmadan önce gazete, radyo hatta televizyon kanallarında kendisine yer bulan bu tür paylaşımlarla dolup taştı.

Yalan ve uydurulmuş bazı söylentiler ile haberler haddi zatında tehlikeli olmayabilir. Ancak birçoğu büyük zararlara neden oluyor, insanları yanıltıyor, onları sorunlar ve kimi zaman insanların hayatını tehdit eden sonuçlar doğuran hatalı düşüncelere yöneltiyor.

Geçen aylarda ABD’nin Arizona eyaletinde, Klorokin içeren bir ilacın Kovid-19 virüsü tedavisinde kullanılması için deneyler yapıldığını duyan bir çift, akvaryumlarının temizlenmesinde kullanılan ve Klorokin fosfat içeren bir çözeltiyi içtiler.

Bunun sonucunda adam hayatını kaybederken karısı kurtarıldı. Klorokinin sıtmanın tedavisinde geniş ölçüde kullanıldığı biliniyor, ancak birçok ülkede kullanımı durduruldu. Çünkü sıtmaya neden olan parazitler kendisine karşı bağışıklık kazanmış durumda.

Umut verici deneylerin bu ilacın Kovid-19 vakalarında etkili olduğunu kanıtladığı açıklamasını yaparak ABD Başkanı Trump da Klorokinin pazarlanmasına katkıda bulundu.

Buna bir de ABD Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) ilacın kullanımına izin verdiğini ekledi. Ne var ki FDA hemen bunu yalanladı ve ilacın ilk önce yeni tip koronavirüse karşı etkili olduğunu kanıtlaması gerektiğine işaret etti.

Doğrusu, uzmanlar, yetkili organlar ve ilgili uluslararası kurumlar, aralarında Çin, Almanya, ABD, İngiltere ve Fransa’nın olduğu birçok ülkedeki yoğun çalışmalara ve aşıya ulaşmak için denekler üzerinde yapılan deneylere rağmen Kovid-19 virüsünden koruyacak ya da kendisini tedavi edecek bir aşıya şu ana kadar ulaşılamadığını belirtiyorlar.

Kovid-19 virüsünden korunmak, iyileşmek ya da virüsü öldürmek için sarımsak suyu içmek, tuzlu ve sirkeli ılık su ile gargara yapmak, şekersiz çay içmek, bakla yemek gibi önerilerde bulunan sayılamayacak kadar çok video, kayıt ve yazı var.

Fakat, bütün bunların hiçbir bilimsel kanıtı yok.


Diğer içecek ve yiyecekler gibi bunların da bir zararının olmadığı doğru ancak kimi zaman, insanların kafalarının karışmasına, bu şekilde virüsten korunduklarını sanıp gereken önlemleri almayı ihmal etmelerine sebebiyet verdikleri için tehlikeli olabilirler.

Paylaşılan ve yine hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bilgilerden bir diğeri, Afrikalıların sıcak ülkelerde yaşadıkları için yeni tip koronavirüsüne karşı korunaklı oldukları ve güneşin virüsü öldürdüğüdür.

Gerçekte ise bunun hiçbir bilimsel yanı yok.

Bunun yanında Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 25 Mart’ta yayınladığı rapora göre, 38 Afrika ülkesinde Kovid-19 kaynaklı 1716 aktif ve 30 ölüm vakası kaydedildi.

Mısır, Libya ve Sudan’ı da eklersek vakaların görüldüğü Afrika ülkeleri 41’e yükselirken ölü ve aktif vaka sayısı artacaktır.

WHO ayrıca  Afrika ülkelerini de rehavete kapılmamaları konusunda uyardı. Afrika’da insanlara kayda değer herhangi bir ölçekte test uygulanmadığı için vaka sayısının aslında daha fazla olabileceğini düşünen bir dizi uzman da bu uyarıyı destekledi.

Uzmanlar, Afrikalıları Kovid-19 virüsüne karşı koruyan bir şey olmadığını, sıcak ülkelerinin soğuk algınlıkları gibi kış mevsimi hastalıklarına -kimi zaman yazında yaşanabilir- karşı korunmalı olmadığını dolayısıyla koronaya karşı da korunmalı olmadığını vurguladılar.     

Yine tartışma yaratan ve insanları ihmalkarlığa iten sahte bir güven duygusu verdiğinden uzmanların uyardığı konulardan biri de, gençlerin enfeksiyona yakalansalar da hayatlarını kaybetmedikleri ve 10 yaşın altındaki çocukların enfeksiyona yakalanmadıklarıdır.

Virüsün kurbanlarının çoğunun yaşlı ya da kronik rahatsızlıkları olan kişiler olduğu doğru.

Bu nokta, yaş veya bir hastalık nedeniyle bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler açısından anlaşılır.


Fakat, 50 yaş altında çok sayıda kişi enfeksiyon kaptı. 12 yaşındaki Belçikalı kız, 14 yaşındaki Çinli kız, geçen hafta İngiltere’de açıklanan ve yaşları 13 ila 19 arasında olan üç genç gibi gençler arasında da ölümler yaşandı.

Çocuklara gelince, geçen ay ABD’nin Illinois eyaletinde bir bebeğin virüs nedeniyle hayatını kaybettiği açıklanmıştı.

Çin’de de on aylık bir bebek hayatını kaybetmişti. Çin merkezli yayınlanan bir araştırmaya göre, ocak ve şubat aylarında Vuhan’da çocuklar arasında 171 vaka kaydedilmişti.

Yine mart ayında İngiltere, bir bebeğin enfekte olduğunu açıkladı. Başka ülkelerde de bilmediğimiz vakalar olabilir.

Sağlıklı gençlerin bağışıklık sisteminin yaşlılardan daha güçlü olduğuna şüphe yok ama bu, enfeksiyon kapmayacakları ya da hayatlarını kaybetmeyecekleri anlamına gelmiyor.

Çocuklara gelince, büyüklerin maruz kaldıkları koşullara daha az maruz kaldıkları için aralarından tespit edilen vaka oranı daha az olabilir.

İngiltere merkezli New Scientist dergisinin geçen ayki sayısında yer verdiği bir çalışmada, 44 bin hasta arasında çocukların oranı yüzde 1’di.

Oranların neden düşük olduğuna dair net bir açıklama yok; ama bilim insanları, çocukların gelişme sürecinde olan bağışıklık sistemlerinin onları özellikle enfeksiyona yakalanmaları durumunda büyüklerde ölüme yol açan komplikasyonlara karşı koruyor olabileceğini tahmin ediyorlar.

Uzmanlar, çocuklara yönelik koruma önlemlerinde herhangi bir ihmale karşı uyarıyor. Ayrıca gençlere de yaş, ırk ve coğrafya ayrımı yapmadığı kanıtlanan Kovid-19 virüsüne karşı kendilerini korumayı ihmal etmemeleri uyarısında bulunuyor.

İnsanları ihmalkarlığa ittikleri, bilimsel olmayan ve bilim adamları, doktorlar ve hükümetleri hala meşgul eden yeni tip bir virüse karşı etkili olduklarına dair hiçbir kanıtın olmadığı korunma ve tedavi yöntemlerinden bahsederek onları kandırdıkları için endişe uyandıran çok yayın var.

Bu tür şeylerin paylaşılmasının doğurduğu tehlikenin sorumluluğu tüm insanlara aittir. Bu tür mesajları paylaşmanız ve başkalarına göndermeniz, kendisini yazmayıp sadece paylaşmış olsanız bile sizi sorumluluktan muaf tutmaz.

Herhangi bir paylaşımı, konuyu ve ne kadar doğru olduğunu değerlendirmek için aklınızı kullanın.

Paylaşmadan önce bilginin doğruluğundan emin olmaya çalışın. İçeriğine güvenmediğiniz ve ikna olmadığınız hiçbir şeyi paylaşmayın.

Çünkü gönderdiklerinizden siz sorumlusunuz.

Bu tür koşullarda hatalı bilgiler birçok kişiye zarar verebilir, virüsten korunma çabalarını engelleyebilir ya da suçsuz kimselerin ölümüne neden olabilir.

 


İzlenme: 416
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ